CUMHURBAŞKANINI BİLE KANDIRDILAR!

Rahim nakli gebeliğinde hiç var olmamış kalp atışı var gibi gösterilerek hem Cumhurbaşkanı, hem Türkiye hem de dünya kandırıldı.

11772
CUMHURBAŞKANINI BİLE KANDIRDILAR!

Akdeniz Üniversitesi’nde gün geçmiyor ki yeni bir skandal ortaya çıkmasın… Rahim nakli gebeliğinde hiç var olmamış kalp atışı var gibi gösterilerek hem Cumhurbaşkanı, hem Türkiye hem de dünya kandırıldı.

Bilimsel skandala imza atan Ömer Özkan ve ekibi medyatik olmak, bilim dünyasının gözünü boyamak ve yaratılan İLK algıda “İlkler” ve “Başarı” ile anılmak uğruna başarısız ameliyatlarının sonucunu değil, başlangıcını reklam yaptı!

“Kalp Atışı Var” dediler, bilimsel ispat sunamadılar ve nitekim ilk nakil sonucu ilk gebelik başarısızlıkla sonuçlandı. Dönemin rektörü Mustafa Ünal’a sorulan: “ Kalp atışı var mı?” sorusuna Ünal’ın verdiği cevap bile son derece şuursuzcaydı… “Ben bilmiyorum, elime kağıt verdiler ben de onu okudum”…

AKDENİZ ÜNİVERSİTESİ DOSYASI

Varan 1:
O “Dünyanın İlk” denilen rahim naklindeki Mayıs 2013 tarihinde servis edilen “ilk kalp atışı ve akabinde düşük ile sonuçlandı” Fakat Mayıs sonunda Uluslararası dergiye gönderilen ve Kasımda yayınlanan bilimsel yazıda aslında bebeğin canlı olmadığı ve hiç canlanmadığı belirtildi.

Varan 2:
Hem hoca hem şirket sahibi 3’lü… Üçlü hoca grubu, şirketlerinde ürettikleri yazılımları kendisine bağlı Tıp Fakültesi Dekanlığını da etkisi altına alarak tıp fakültesi öğrencileri üzerinden devreye soktular.

Varan 3:

Akdeniz Üniversitesi yerleşkesine Türkiye’nin en soğuk ve yasaklı günlerinde besleme yapan gönüllülerin ve hatta dernek başkanlarının bile alınmaması üzerine son derece korkunç hayvan katliamları yaşandı. Kediler soğuktan ve açlıktan öldü, köpekler de açlıktan kedileri yedi!

Varan 4:
Hastanın kafatası bile kayboldu… Giresunlu hemşire Havva Dizdar, Antalya'da 'Arteriovenöz Malformasyon' (AVM) teşhisi konularak bir ameliyat geçirdi. Bu ameliyata bağlı olarak beyninde oluşan ödem nedeniyle ikinci bir ameliyat için kafatasının bir bölümü çıkarılan hemşire Havva Dizdar'ın aylar sonra geri yerine takılacak kafatası kemiğinin çöpe atıldığı ortaya çıktı.
Kaybolan Kafatası İçin Ömer Özkan’dan Skandal Açıklama:
“Kafatası kemiği daha sonra kullanmaya uygun değildi"

Dünyanın İlk Rahim Nakli Başarılı mıydı?
Türkiye’de gerçekleşen ve Ömer Özkan ile ekibi tarafından yapılan ilk kadavra nakli ameliyatı başarılı sonuç vermiş miydi?
Haber arama motorlarını tıkladığınızda ve “Dünyanın İlk Rahim Nakli” yazdığınızda karşınıza çıkan başlıklar şöyle:
"Dünyanın ilk rahim nakli başarıya ulaştı"
"Dünyada Bir İlk! Rahim Nakli Yapılan Kadın Anne Oldu! "
“Tıp literatürüne girdi... Dünyanın ilk başarılı rahim nakli”


Bundan 10 yıl önce dünyada ilk kez kadavradan rahim nakli gerçekleşmişti ancak başarılı bir gebelikle sonuçlanmamıştı. Ülkemiz adına her başarı ile gurur duymak başka, bilim dünyasının, siyasilerin, halkın algı yönetimi ile kandırılmasına göz yummak başka.

Tüm bilimsel veriler, bilim adamlarıyla yapılan görüşmeler sonucu ortaya çıkanlar ve ilk rahim naklini gerçekleştiren ekibin yaptığı birbirinden farklı açıklamalar ortaya koyuyor ki; “Var” denilen o ilk kalp atışı hiç olmadı… Tüm dünyaya “İLK” olduğu lanse edilen başarılı gebelik hiç gerçekleşmedi.

resim746336
Suç Duyurusu Yapıldı, Linç Başladı!

Konunun uzmanı bilim adamı Prof. Dr. Ömür Taşkın’ın savcılığa verdiği suç duyurusu konuyu tekrar gündeme taşıdı. İşin garibi, suç duyurusu yapıldığı an Akdeniz Üniversitesi Prof. Dr. Ömür Taşkına ait ne var ne yoksa ifşa etti.

Profesörün özlük dosyası ifşa edildi, kişisel hak ve özgürlük alanına girildi, hasta hakkı bırakılmadı, gittiği geldiği, gezdiği yerler ve aldığı maaşa kadar tüm özel bilgileri yayıldı. Haberin kaynağı DHA olmakla birlikte, yapan muhabirin karısının da üniversitenin A takımının öğretim üyesi kadrosuna dâhil olması elbette tesadüf değildi. Ömür Taşkın’in gönderdiği tekzip metninden anlaşıldığı üzere zaten yazılanların hiçbirinin doğru olmadığı ceza almadığı sağlık raporlarının bile tümünün Vancouver başkonsolosluğu tarafından onaylı olduğu yazılanların tamamen çarpıtıldığını göstermiştir.

Taşkın’ın suç duyurusuna istinaden konuyu Google da kapsamlı olarak araştırdığımızda hem konuya istinaden Gazeteci Ayla Çekiç’in geçmişte yapmış olduğu haber, hem de geçmişteki başarısız gebelik ile bugünkü başarılı gebeliğin birleştirilerek yaratılmış algı ile karşılaştık.

10 Yıl Önceki Nakil ile 10 Yıl Sonraki Başarıya Ulaşmış Gebeliği Birleştirdiler!

Algı yönetimi ile başarısız olmuş ilk gebelik başarılı olmuş gibi gösterildi. 10 yıl sonra gerçekleşmiş gebelik ile ilk rahim nakli başlığı birleşince, ortaya: "Dünyanın ilk rahim nakli başarıya ulaştı" şeklinde algıyla ortaya çıkartılmış bir İLK’e de bu algıyla imza atıldı!

Yani 10 yıl önce gerçekleştirilen ancak kalp atışı ve doğum ile başarıya ulaşmamış rahim nakli ile, 10 yıl sonraki alınan başarılı sonuç birleştirildi ve kamuoyuna: ”Dünyanın İlk Rahim Nakli Sonucu Başarı İle Sonuçlanan Gebelik” şeklinde servis edildi.

Oysa 10 yıl içinde dünyada pek çok başarılı rahim nakli gerçekleşti. Bu merkezler ilk vakadan 10-15 yıl öncesine kadar bu alanda deney yapan ekiplerdi ve bizden sonra başarılı oldukları gibi ilk bebekleri doğurtup bilimsel verilerini isim bile vermeden yine bilimsel dergilerde kanıtları ile sundular. Oysa Ömer Özkan ve ekibi yıllardır bebeğin canlı olup olmadığını, denemelerin nerede yapıldığını ve kaç kez denendiğine cevap veremedikleri gibi, kanıt gösterdikleri ikinci yayında bile verileri yanlış toplamışlar ve sunmuşlardır. Kaldı ki üniversite rektörünün dosyayı bulamadık demeci başlı başına rezalettir. Sonuçta bu alanda çalışması olmayan kişilerce yapılan vaka cerrahi manada olarak başarılı olurken; kamuoyunu kandıran, reklam kokan haberler yanında, birde bilimsel camiaya yanlış veri sunarak ülkemizin itibarini yok etmek ne derece doğru olmuştur?! Kaldı ki bu alanda yıllarca çalışan bilim adamları sonradan dünyada ilk kez canlı bebekleri doğurtup bilimsel dergilerde yayımlamışlardır.


İşte bilim adamı Prof. Dr. Ömür Taşkın’ın konuya ilişkin savcılığa yaptığı suç duyurusunda yer alanlar:

2013-2015 tarihleri arasında Akdeniz Üniversitesinde yapılan Rahim nakli ve akabinde 2013 Kasım Fertility Sterility dergisinde Akar ve arkadaşları tarafından yayımlanan makalede verilen çelişkili veriler üzerine Dekanlık, rektörlük makamına başvurarak çelişkili bilgileri öğrenmek üzere (Uluslararası hakemli dergilerde yayımlanan verilerin istendiğinde paylaşımı gereğince):
1.Bu tüp bebek uygulaması nerede yapıldı
2. Kaç deneme yapıldı
3. Bebeğe ait kürtaj materyalinde ek analiz yapılıp yapılmadığı
4. Medya ve kamuoyuna Canlı olduğu açıklanan bebeğin bu olaydan sonra yayıma gönderilen makalede neden bunun belirtilmediği soruldu.

Tüp bebek kayıtları anlık tutulmak zorundadır. 15 Temmuz sonrası görevden alınan denetleme kurulu ve FETÖ hükümlüsü, dönemin rektörü tarafından, bu 4 sorudan oluşan bilgi edinme istekleri bilimdışı olarak kapatılmış veya dikkate alınmamıştır.

2013 yılından beri sürekli “ikinci denemeye hazırlanıyoruz” haberlerinden yola çıkarak bu durumu sorgulamıştır. Yukarıdaki benzer sorulara ve yazarların gönderdiği tekzipteki tutarsızlıklara binaen, araştırması sonucu yazarlardan Ömer Özkan yukarıdaki sorulara cevap veremediği gibi, bebeğin canlı olduğunu açıklayan dönemin Başhekimi ve daha sonra rektör olan Sayın Mustafa Ünal, hastanın dosyasını bulamadıkları açıklamasını yapmıştı. Dolayısı ile bebeğin canlı olup olmadığını, işlemin nerede ve kaç kez uygulandığını bulamadıklarını kayıtlarda da (Üniversite Tüp Bebek Merkezi ki kayıt bildirim zorunluluğu var) bulamadıklarına dair gazeteye demeç vermişti.

Son derece acemice derleme olarak hiçbir veri verilmeden paralı bir dergide yayımlanmış ve kayıtlar olmadığı halde bebeğin canlı olduğunu ispata çalıştıkları bir yayın olduğunu gördüm. Yayındaki deneme sayıları 2013 yılında ki makale. İle çeliştiği gibi sayın gazetecinin hiçbir sorusuna cevap verememiştir.

Bu haliyle her iki makalede ciddi bilimsel veri uyumsuzluğu bulunmaktadır. Böyle başarılı bir vakanın reklam uğruna Sayın Cumhurbaşkanımızın, Kamuoyunun ve uluslararası bilim camiasının yanıltılmasına sebep vermesi de çok üzücüdür. Bu durum bu haliyle Sayın Başkanımıza ve ülkemizi her fırsatta zedelemeye çalışan dış ortama da fırsat verecektir.
Özetle:
1.     Antalya Memorial hastanesinde yapılan tüp bebek Akdeniz Üniversitesinde yapılmış gibi servis edilmiştir.
2.     Bebeğin canlı olduğuna dair bilgiler çelişkilidir ve ana makalede 2013 yılında canlı olmadığı belirtilmiştir.
3.      2019 yılında bile halen 2. Denemeye hazırlandığını resmi demeçle bildiren yazarlar 2013 yılından beri 6-10 deneme yapmışlardır ve bunu her iki yayında saklamışlardır.
4.     2013 ve 2016 yılındaki makalelerde veri uyumsuzluğu mevcuttur
5. Hastaya ait patoloji apar topar patoloji anabilim dalı tarafından OMUR TASKININ dekanlığa verdiği ilk dilekçeden sonra yazarlar/hasta tarafından alınmıştır iddiası vardır, başka bir deyişle saklanmıştır veya yok edilmiştir patolojidede kayıt zorunluluğu vardır, kimin niye aldığı bellidir.
6. Eski rektör Mustafa Ünal hastaya ait dosya ve bilgileri bulamamış dolayısıyla gazetecinin sorularına cevap verememiştir ki bu bilgilerde hem ulusal hem de makale hakemli dergilerde yayımlandığı için saklama istendiğinde ulaşma zorunluluğu vardır.


Dönemin tüp bebek sorumlusu şu anki Rektör Yardımcısı Prof.Dr.Murat TURHAN, şimdiki rektör ve ekibinin, daha önceki FETÖCÜ rektör yönetiminde olması bu verileri saklayıp cevap verememesi yanında şuan aynı görevde bulunmaları manidardır.

Dolayısıyla ekteki belgeler ışığı altında;

Bu gerekçelerle gazete haberlerinde açıkça görüldüğü üzere, eski rektörün dosyayı bulamaması, tüp bebeğin Akdeniz Tıp fakültesinde uygulandığı söylenmesine rağmen başka yerde (Memorial) uygulandığının ortaya çıkması, Sayın Cumhurbaşkanımız, kamuoyunu, ulusal ve uluslararası bilimsel camiayı, bilimsel etik ve kamusal etik dışında yanıltma, şahsi çıkar elde etme, nitelikle dolandırıcılıkta olarak da tanımlanabilecektir. Ülkemiz yönetimini ve bilimsel yönümüzü, sayın başkanımızı dış güçlerin eleştiri alanına çevirecek çelişkili bir bilimsel alan oluşturması örgütlü bir plan görüntüsü veren yapıya neden olan kişilerden o dönemin yöneticileri Başhekimi, Tüp bebek ünitesi sorumlusu Murat TURHAN, Prof. Dr. Ömer ÖZKAN, şimdiki rektör Özlenen ÖZKAN, dönemin FETÖ hükümlüsü rektörü İsrafil KURTCEPHE, Dekanı Oktay DİNÇ ve yazarlar hakkında gerekli işlemlerin başlatılmasını CİMER, Savcılık ve YÖK başvurmuştur.
Prof. Dr. Ömür Taşkın


İki kol bir bacak ameliyatını aynı anda yaparak hastanın hayatı ile kumar oynadılar!

“İlklerin Doktorları” reklam kampanyası sırasında hepimizin aklına yaşanan ‘O’ ilkler de gelmedi değil. Mesela aynı anda iki kol bir bacak naklini kaldıramadığı için ölen Atilla Kavdır geldi akıllara. Bu tür çoklu uzun nakillerde onayı alınması gereken diğer bölümlerin onayı var mıydı diye sormuştu kamuoyu o zaman da mesela… Zira mantıken zaten aynı anda iki kol ve bir bacağı beynin, kalbin, alışık olmayan vücut sisteminin kabul etmeme ihtimalinin yüksekliği aşikâr değil mi?

İki kol bir bacak ameliyatını şova dönüştürerek yine tüm dünyaya duyuran Ömer Özkan ve ekibi, sonrasında hastanın ölümünü de ölüm sessizliğine gömdü.

Yine “İlkler” olarak anılan Ömer Özkan tarafından yapılan yüz naklinin de parça pinçik olduğu tüm kamuoyu tarafından gözlenirken, estetik açıdan tam bir fiyasko olan ameliyatla ilgili Türkiye’nin en önemli Plastik Cerrahlarının da aynı kanıda olması aslında talihsizliği ortaya koyar nitelikteydi. Zira nakil başka, plastik cerrahiden beklenen estetik başarı başka idi…

resim924397

Akdeniz Üniversitesi’nde Kayıp Kafatası

İddiaya göre, Antalya’da ameliyat edilen Giresunlu hemşire Havva Dizdar’ın sonradan yerine takılmak üzere alınan kafatasının bir parçası Akdeniz Üniversitesi’nde kayboldu.

Whatsapp’ta, “Ömer Özkan’ın bir ameliyatı daha” başlığıyla paylaşılan bir linkte yer alan haberde, hemşire Havva Dizdar’ın iddiasına göre olay şöyle gelişmiş:

“Giresunlu hemşire çalıştığı özel hastanede boyun ağrısı şikayetiyle doktora gitti. Burada Arteriovenöz Malformasyon (AVM) tanısı konuldu. Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Tıp Fakültesi Farabi Hastanesi’nde boynundaki kitlenin alınmasına karar verildi. Kitle şah damarlarına yakın olduğu için riskliydi.

Hemşire bir tavsiye üzerine Akdeniz Üniversitesi’nden Prof. Dr. Ömer Özkan ile irtibata geçti. Antalya’ya giderek kendisi ile görüştü ve özel bir hastanede ameliyat gerçekleştirildi. Özel hastanede beyinde ödem oluştuğu gerekçesiyle Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’ne sevk edildi. Burada yine Prof. Dr. Ömer Özkan’ın hastası olarak başka doktorlar tarafından beyin ameliyatı yapıldı. Beyin ameliyatı sırasında kafatasının sağ yan kısmında bir bölüm alındı. Alınan kafatasının ise soğuk hava deposuna konulduğu ve bir iki ay sonra geri takılacağı söylendi. Hemşire o halde taburcu edildi.

Genç kadın Giresun'a döndü. Maddi olarak iyice zorlandığı için tekrar Antalya’ya gitmeyerek KTÜ’de ilk teşhisi koyan doktorla irtibata geçti ve kafatası ameliyatının orada yapabileceğini öğrendi.

Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nden hemşirenin ameliyatla çıkarılan kafatası istendi. Ancak sonradan yerine takılacağı söylenen el kadar kafatası kemiğinin çöpe atıldığını iddia eden hemşire şoka girdi. KTÜ’de protez bir kafatası takıldı ancak bu da beyinde iltihaplanmaya neden olduğu gerekçesiyle tekrar ameliyat yapılarak çıkarıldı.
Yapılan onca ameliyata rağmen sağlığının giderek daha da kötüleştiğini söyleyen Dizdar şu anda kafatası olmadan yaşıyor.

Söz konusu haberde, Ömer Özkan’ın, ameliyatı beyin cerrahi bölümünden arkadaşlarının yaptığını söylediği, kemiğin de sonradan kullanıma uygun olmadığının anlaşıldığını belirttiği vurgulanıyor.”

resim893676
Akdeniz Üniversitesi A Takımı İçin YÖK’e Suç Duyurusu

Akdeniz Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ömür Taşkın, aralarında Rektör Prof. Dr. Özlenen Özkan’ın da bulunduğu 4’ü profesör biri doçent 5 kişi hakkında Yüksek Öğretim Kurulu (YÖK) Başkanlığı’na ihbarda bulundu, gerçeklerin açığa çıkarılmasını istedi.
Rektör Özkan’ın yanı sıra, Rektör Yrd. Murat Turhan, Prof. Dr. Erol Gürpınar, Prof. Dr. Aylin Fidan Korçum ve Doç. Dr. Aslı Bostancı Toptaş hakkındaki bazı iddiaları YÖK’e verdiği dilekçede sıralayan şikayetçi Profesör Ömür Taşkın, bu kişilerin nüfus ve makamlarını kullanarak, kamu kuruluşuna ait iş gücünü, devlet malını ve bilgi işlem alt yapısını şahsi ve kendi şirketleri adına kullandıklarını iddia etti.

Akdeniz Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Murat Turhan, Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Erol Gürpınar ve Hastane Başhekim Yardımcısı Doç. Dr. Aslı Bostancı Toptaş’ın, 19 Temmuz 2019’da AGEM Yazılım Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi’ni kurduklarını belirten Prof. Dr. Ömür Taşkın’ın dilekçesinde yer verdiği ve belgelerle desteklediği iddialardan bir bölümü şöyle:

'ŞİRKETLERİNDE ÜRETİYORLAR'
“Bu üçlü hoca grubu, şirketlerinde ürettikleri yazılımları kendisine bağlı Tıp Fakültesi Dekanlığını da etkisi altına alarak tıp fakültesi öğrencileri üzerinden devreye sokuyorlar.”
'HEM AMİR HEM ŞİRKET SAHİBİ'
“...Tıp fakültesi dekanı Aylin Fidan Korçum söz konusu programa kötü deme lüksü var mı? O şirketin yetkilisi ve sahibi kendisinin de amiri olan Prof. Dr. Murat Turhan… Programla ilgili övmeler çok başarılı görmeler gibi düşüncelerini ön plana çıkarıyorlar.”


'REKTÖR DESTEKLEYEREK SUÇA ORTAK OLDU'

“Rektörün bunlara engel olması gerekirken bilakis desteklediği aynı suça ortak olduğu ve aklamaya çalıştığı yukarıdaki olayların incelenmesi ve tetkik edilmesi durumunda gerçekler anlaşılacak ve doğrulara ulaşmak mümkün olacaktır.”

"ADI GEÇEN KİŞİLER FETÖ HÜKÜMLÜSÜNÜN A TAKIMI'NDAYDI'
“Adı geçen kişilerin hemen hepsinin, FETÖ hükümlüsü ve ahlaki nedenlerden dolayı memuriyetten atılan eski rektörün A takımında olmaları, hatta yargılandığı Antalya 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde lehine tanıklık ettikleri dikkate alındığında şüphelerimiz artmaktadır. Dolayısıyla olayın tarafınızdan incelenip gerçeklerin açığa çıkarılması açısından isabetli olacaktır. Bu gerekçelerle gerçeklerin açığa çıkması açısından adı geçenler hakkında gereğinin yapılmasını için YÖK başvurmuştur.



Özel Haber
Banu Barlas


Kaynak: Banu Barlas
Yorum Ekle
İsim
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.