Politika

DİYARBAKIR SUR'DAN MEKTUP VE SELAM VAR

Diyarbakır'da görev yapan polis arkadaşımızdan selam ve mektup iletiyorum sizlere. Üşenmeden okumanız dileğiyle...

İyi oku insan, iyi oku ki!..

Millet, bayrak ve Allah için yaşamak, savaşmak nedir? Hatırla!
Diyarbakır Sur: Her yer sessizliğe gömülmüş her köşe başları milletin evlatlarıyla tutulmuş, masum halka huzur operasyonu başlamıştı. Soğuk, silahı ele yapıştırıyor, elleri çatlıyor ama bu kimsenin umrunda olmuyordu. Artık insanlar terör zulmünden kaçıyor; Kürtçe ve Türkçe dualar ederek bizleri güçlendiriyorlardı. Ağlayan evladına ekmek götüremeyen adamlar, analar ve bacılar görmek bizi teröristlere karşı daha da kararlı olmaya itiyordu. Ortalama 17 saat çalışanların yerini başka gruplar alıyor ve mücadele devam ediyordu. Her yer hendek, bomba ve pusuyla doluydu.

Halk göç ediyor yoğun bir beddua yığını oluşturmuştu. Bu beddualar onlara dualar da bizlereydi.Bir kadının "Allah yanlarına bırakmasın" sözü o an Allah'ın kılıcı olduğumuzu hissettirdi.Sur neredeyse boşaldı. İşimiz artık daha kolaydı. Çünkü, masumlara zarar gelmeyecekti. Birçok saldırıda Allah bizleri koruyor, gelen şehadet haberleri de bizleri yaraliyordu. Herkes çevresinden kesinlikle bir arkadaşını şehit vermiş, sıranın kendisine gelmesini sabırsızlıkla bekliyordu. Çünkü şehit olmak herkese nasip olmazdı.

Gecenin soğuğu günlerin ardından iyice artmış her sokak her yol bizlerin evi olmuş, ateşlerimiz yakılmış Kürtçe ve Türkçe şarkılar söyleniyor, sohbetler ediliyordu. Biz nöbetlerde sırtımızı Kürt ve Türk demeden birbirimize dayıyor ve birkez bile düşünmüyorduk. Çünkü biz teröristin Kürt olmadığını iyi biliyorduk. Belkide o tablo Türkçe bilmeyen analarimiza, babalarimiza ve kardeşlerimize Kürtce ya da kürtçe bilmeyen ama insanca bir dille yardımda bulunan polis kardeşlerimizin bir bütün olduğunu gösteriyordu. Çünkü teröristler bizleri kafir, kürt düşmanı olarak görüyor bunu da genç yaşlı demeden kuşaklara aşılamaya çalışıyordu.

Zaman zaman bünyemiz zayıf düşüyor ve cevrede bulunan camilerde dinleniyorduk. Ezan sesinin yerini silah sesinin aldığı zamanlara geldiğimizde, her yerin bombalandığı, roketlerle saldırıldığı anlarda Kurşunlu camisinin teröristlerden temizlendiği haberi içimizi huzurla doldurdu. Ve o an silah sustu.
Milletin evlatları, o cami yaktığı denen polisler ezanı okuyup, namazı kıldırdı. Ve biz bir kez daha ezan dinmez, bayrak inmez, vatan bölünmez dedik. Dinlendiğimiz camilerde ezan okunduğunda içimizden bazıları herkesi kaldırır. "Kalk ezan okuyor toplan" derdi. Bu kadar ince düşünen,her göreve Abdestli giden bu yiğitler birkaç gün sonra camileri bombaladı diyerek suçlandı.Tebessüm ettik. "ALLAH BİZİMLE bizi iyi biliyor ve HAK İLE BATIL savaşında her türlü iftira olacak" diyerek göreve daha çok imanla devam ettik.

Askerlerle birlikte savaş devam ediyor, geceleri demlenen çaylarla moral bulunuyor ateslerde patatesler közleniyordu. Birkaç gün önce bir asker operasyonda şehit olmuş, bizi üzmüştü. Ama yanında ki askerin "Son nefesinde gülüyordu" demesi içimizi huzurla doldurdu.
Çünkü "Şehit rabbine gülümser.."

İnanın ya da inanmayın burada HAK VE BATIL savaşı var.Burada milletine ömrünü veren yiğitler var. Burada Kürt, Türk, Alevi, Laz, Zaza demeden birbirine sarılan insanlar var. Burada iman var !
Operasyonlar hala devam ediyor. Belki bu yazıdan sonra, şehadet sırası bize gelecek ama elbette bizden sonraları yerimize geçecek.Sizden ricam milletine, devletine, bayrağına sahip çıkan ;Kürt Türk veya herhangi bir meshep ırk ayrımı yapmayan temiz ve imanlı nesiller yetiştirin.işte o zaman şehitlerimizin ruhu şad olur, gözümüzde arkada kalmaz.

Dualarinizi eksik etmeyin.
Allah bu milleti korusun.
S.Ü/Diyarbakır -Sur